Twitter Takip
ADS
30 Mayıs 2010 Pazar
Lena Meyer kimdir hayatı biyografisi yaşamı
Lena Mayer-Landrut 23 Mayıs 1991, Hannover, Almanya dogumlu ve vatandaşıdır.. Alman sanatçı ve söz yazarı. 2010 Eurovision Şarkı Yarışması’nda ülkesini Satellite adlı şarkıyla temsil etmiş ve 246 puanla Almanya’yı 28 yıl sonra ikinci birinciliğine taşımıştır.. |
Twitter Takip
29 Mayıs 2010 Cumartesi
15 Mayıs 2010 Cumartesi
Antalyanın tarihi ve tarihçesi
Söylentilere göre İ.Ö.2. yüzyılın ortalarında Bergama Kralı Attalos’un; bana bir yeryüzü cenneti bulun; buyruğuyla kurulan ve adını kurucusundan alan Attaleia bugünün Antalya’sı Antik Pamfilya Psidya Likya Bölgelerinin kesiştiği Anadolu’nun en bereketli coğrafyasında kurulmuştur.
Söylentilere göre İ.Ö.2. yüzyılın ortalarında Bergama Kralı Attalos’un; bana bir yeryüzü cenneti bulun; buyruğuyla kurulan ve adını kurucusundan alan Attaleia bugünün Antalya’sı Antik Pamfilya Psidya Likya Bölgelerinin kesiştiği Anadolu’nun en bereketli coğrafyasında kurulmuştur.
Antalya tarihi boyunca hep kültürün sanatın mimarinin mitolojinin doruğudur. Çünkü doğasını oluşturan lacivert denizleri görkemli Torosları coşkun çağlayanları renk renk Ağaçları çiçekleri ve böcekleri esin kaynağı olmuştur Antalyalı’ya.
Büyük Önder Atatürk 1930 yılının ilkbaharında ilk kez gördüğü Antalya’da lacivert denizlerin ardındaki dağların anlık renk renk değişimini izlerken boşuna;”Antalya hiç şüphesiz ki Dünyanın en güzel yeridir”; dememiştir tarihin değişmezliği içinde… 19. yüzyılda bir Avustralya’lı araştırmacının benzetmesiyle Antalya; Avrupalı yazarların çizdikleri hayal ürünü güzel manzaraların belki de hayal edilemeyecek kadar güzeli ve gerçeğidir. Bugün Antalya’yı; turizmin başkenti; kılan uzun ve zorlu bir serüvenin kaynağı işte bu gerçektir. Doğal güzellikler arasında yer alan Antalya palmiyelerle sıralanmış bulvarları uluslararası ödül sahibi marinası ile Türkiye’nin en önemli turizm merkezidir. Geleneksel mimarisi ile şirin bir köşe oluşturan Kaleiçi’nde dar sokaklar ve eski ahşap evler tarihi şehir duvarlarına dayanır.
Bergama Kralı 2. Attalos tarafından İsa’dan önce ikinci yüzyılda kurulan ve antik çağlardaki adı olan Attaleia’yı da bu kralın adından alan Antalya tarih boyunca sürekli bir yerleşim bölgesi olmuştur. Osmanlı hakimiyetinden önce şehir sırası ile Roma Bizans ve Selçuk egemenliğinde kalmıştır. 13. yüzyılda Selçuklu sultanı Alaeddin Keykubat tarafından inşa edilmiş olan Yivli Minareli Cami Antalya’nın sembolü haline gelmiştir. Kaleiçi’nde yer alan aynı döneme ait Karatay Medresesi Selçuk taş işçiliğinin kent’deki en güzel örneğini sergiler. Şehrin en önemli iki camisi 16. yüzyıldan kalma Murat Paşa Camisi ve 18. yüzyıldan kalma Tekeli Mehmet Paşa Camisi’dir. Marinanın yanında 19. yüzyılda kesme taştan doğal bir pınarın üzerine dört sütun üzerinde inşa edilmiş olan İskele Camisi yer alır.
Hıdırlık Kulesi Milat’dan sonra ikinci yüzyılda muhtemelen deniz feneri olarak inşa edilmiştir. Kesik Minareli Cami Roma Bizans Selçuk ve Osmanlı dönemlerini yaşamış şehrin tarihinin bir özeti konumundadır. İmparator Hadrianus Milat’dan sonra 130 yılında Antalya’yı ziyaret ettiğinde onun şerefine şehir duvarlarına üç kemerli bir kapı inşa edilmiştir. Hadrianus Kapısı bugün bütün güzelliği ile hala görülebilir durumdadır. Kale kapısı meydanı’nda Saat kulesi de eski şehrin surlarının bir parçası idi. Birbirinden güzel çeşitli sub-tropikal Bitkilerin süslediği Atatürk ve Karaalioğlu Parkları’ndan günün her Saatinde değişen renk tonlarıyla Antalya Körfezi ile bütünleşen Bey Dağları’nın tablo gibi manzarasına doyum olmaz.
Antalya Kale içi Marina ve eğlence merkezi yurdumuzun en güzel marinalarındandır. Hediyelik eşya dükkanları kafe bar disko ve restorantları yat hizmetleri ile Turban Kaleiçi Marina her turistin gereksinimini sağlayabilecek boyuttadır. Sabah yelken açanlar öğleden sonra Antalya Setur Marina’nın sakin ortamında dinlenebilirler. Geceleri aydınlatılan eski şehir surları kente tarihi kimlik kazandırır. Paleolitik (Yontma Taş Devri) çağdan Osmanlı dönemine uzanan eserlerin sergilendiği Arkeoloji Müzesi yörenin zengin tarihini yansıtır.
Atatürk Müzesi’nde Cumhuriyetimizin kurucusu Atatürk’ün kullandığı kişisel eşyalar sergilenmektedir. Sonbaharda yapılan Antalya Altın Portakal Film Festivali hem katılanları hem de izleyenleri cezbetmektedir. Aspendos’daki antik Tiyatroda yılın belirli günlerinde bazı Tiyatro eserleri ve klasik müzik konserleri sahnelenmektedir. Antalya civarındaki bölge hayranlık uyandırıcı tarihi kalıntıların yanı sıra şaşırtıcı doğal güzellikler sergiler. Antalya’nın 14 km. kuzeydoğusunda yer alan Yukarı Düden Şelalesi’nin muhteşem güzelliğini görüp ve akan şelalenin hemen arkasında yer alan mağarada yürüyebilirsiniz. Lara Plajı yolunda yer alan Aşağı Düden Şelalesi gözleriniz önünde 40 metre yükseklikten denize dökülür. Şelalenin görünümü denizden daha da güzeldir. Antalya’dan 18 km. mesafede yer alan Kurşunlu Şelalesi ve Nilüfer Gölü olağanüstü güzellikler sergilerler. Geniş kumsala sahip olan Lara Plajı kentin 12 km. doğusunda yer alır.
Batıda yer alan ve Antalya’ya daha yakın olan çakıl taşlı Konyaaltı Plajı nefes kesici Bey Dağları’nın silsilesi ile bir başka güzelleşir. Biraz ötede Olimpos Bey Dağları Milli Parkı ve Topçam Plajı gözler önüne kusursuz manzaralar sergilemektedir. Doğal güzellikler arasında dolaşmak isteyenler için parkın kuzey ucunda kamp alanları yer almaktadır. Bölgenin kuşbakışı görüntüsü Tünektepe’den gözler önüne serilmektedir. Antalya’dan 50 km. uzakta Bakırlı Dağı’nın kuzey eteklerinde yer alan Saklıkent 1750-1900 m. yükseklikte ideal bir kış sporları merkezidir. Mart ve Nisan aylarında sabah kayak yapabilir öğle yemeğinde Antalya’da lezzetli taze balık yiyebilir ve öğleden sonra güneşlenebilir yüzebilir ya da Su kayağı yapabilirsiniz. Antalya’nın kuzeyindeki Düzlerçamı Parkı’nda doğal yaşam (geyik ve dağ keçileri) koruma altındadır. Düzlerçamlığı’nın yakınlarında yer alan 115 m. derinliğindeki Güver Kanyonu’nun görünümü nefes kesicidir. Çam Dağı’nın doğu yüzünde Antalya’dan 30 km. mesafede tarihi Paleolitik (Yontma Taş Devri) Çağ’a kadar uzanan Karain Mağarası Türkiye’deki en eski yerleşim merkezidir.
Sabah güneşiyle aydınlanan tek giriş birbiriyle bağlantılı üç bölmeye açılmaktadır. Her ne kadar buluntulardan bazıları girişte yer alan ufak müzede sergilense de eserlerin büyük çoğunluğu Antalya müzesinde sergilenmektedir. Antalya’nın kuzeybatısında Güllük Dağı Milli Parkı’nda yer alan Termessos antik kentinin sit alanı Güllük Dağı’nın batı yamacında 1050 m. yükseklikteki platoda yer alır. Bu kentin anıtsal eserlerini keşfederken çevrenizi el değmemiş bir doğa çevreler. Park girişinde bir doğal yaşam müzesi bulunmaktadır. Deniz seviyesinden birdenbire dimdik yükselen dağlar Konyaaltı Plajı’ndan Kırlangıç Yarımadası’na kadar uzanan bölgede Olimpos Bey Dağları Milli Parkı ile koruma altındadır. Bu bölgenin antik Likya Yarımadası’nın tarihi Beldibi’ndeki yerleşim mağarası ile Paleolitik çağa kadar uzanır. Antalya’dan Kemer’e giden 42 km. lik yol dağlar arasından geçer.
Çevresindeki güzellik ile kaynaşabilmesi için özenle planlanmış olan Kemer şahane bir tatil için ideal bir yerdir. Tam donanımlı Kemer marinası yatçıların ilçenin güneyindeki mükemmel koyları ve kumsalları keşfedebilmeleri için hazırlıklıdır. Alış veriş sevenlere her türlü hediyelik eşyayı sunmaya hazır sayısız butik Kemer çarşısında bulunmaktadır. Marinanın kuzeyinde yer alan Akdeniz Kordon Promenadından basamaklarla denize inilir.
Yörük Parkı’nda geleneksel sanatlarla uğraşan sanatçılar ve yörük çadırları izlenebilir; Kemer koyunda çam ağaçları ardına gizlenmiş Günü birlik dinlence tesisleri sizleri beklemektedir. Nisan ayı renkli Kemer Karnavalı’nın yapıldığı aydır. Bahar mevsiminde de Kemer ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin limanı Girne arasında yat yarışları düzenlenmektedir. Kemer’in kuzeyindeki Kızıl Tepe Göynük (Mavi Bayrak) ve Beldibi (Mavi Bayrak) güneyindeki Kiriş Çam yuva ve Tekirova (Mavi Bayrak) ünlü tatil merkezleridir. Doğaya saygılı ve çevreye duyarlı olan tatil köylerinin tümü ormanlarla bütünleşmiştir. Kemer’in 15 km. güneyinde yer alan Tahtalı Dağı’nın (Likya’nın Olimpos Dağı) eteklerinde yer alan Antik Phaselis’in üç limanı bir zamanlar önemli bir ticaret merkeziydi. Su kemerlerinin agoraların hamamların Tiyatronun Hadrianus Kapısı’nın ve AkroPolis’in kalıntıları şehrin tarih içindeki önemini gözler önüne sermektedir.
Girişte yer alan küçük müze ayrıntılı bilgi vermektedir. Güney limandan Tahtalı Dağı ve çevresinin görünümü muhteşemdir. Phaselis’in rüzgarlara kapalı sakin koyları kusursuz bir dinlenme ortamı oluşturur.Antik Olimpos kenti Tahtalı Dağı’nın güneyinde yer alır. Kara yada deniz yoluyla ulaşılabilen Olimpos Vadisi’ni defne ağaçları ve zakkumlar gölgeler. Antik devirlerden günümüze kadar gelmeyi mabed kapısı tiyatro hamam ve agora gelmeyi başarmıştır; kent surları ve körfezdeki kuleler Orta Çağ’lara aittir. Olimpos’un kuzeyinde yer alan Çıralı Plajı’nın yamaçlarında yaklaşık 300 m. yükseklikte Yanartaş yer alır.
Mitolojiye göre Likya’lı Kahraman Bellerophon kanatlı atı Pegasos’un sırtında ağzından ateş püskürten canavar Kimera ile savaşmış ve onu burada öldürmüştür. Yöresel inanışa göre canavarın ağzından çıkan ateş bugün hala yanmaktadır. Kutsal alan olarak yorumlanmış olan bu yörede Romalılar ve Bizanslılardan kalma yapılar bulunur. Burada yeryüzüne çıkan doğal Gaz Havanın oksijeniyle birleşerek antik devirlerden beri yanmaktadır. Olimpos’un güneyinde berrak denizi ve kumlu plajları ile Çavuş Körfezi yer alır. Burada sakin denizde huzur içinde yüzebilir yada kuzey sahilindeki deniz mağaralarını keşfe çıkabilirsiniz.
Olimpos’un batısında turunçgil ağaçları ve bahçeleriyle kuşatılmış Finike Körfezi bulunur. Doğusunda kumlu sahili uzanan Finike batıda kayalık koylarla çevrilidir. Eski bir Likya şehri olan Liymra deniz kıyısından 10 km. içerdedir. Turuçova üzerinden gidilmektedir. M.Ö. dördüncü yüzyıla ait Akropolis’deki Perikles Anıtı antik sanatın eşsiz örneklerindendir. Şehir surları Likya mezarları ve Roma Tiyatrosu da görülmeye değer eserler arasındadır. Turunçova’dan sonra 20 km.lik harikulade güzel panoromik dağ yoluyla Kızlar Sivrisi Dağı’nın batı yamaçlarındaki setlerde yer alan Likya’nın ünlü antik kenti olan Arikanda yer alır. Ülkemizin en güzel vadilerinden birine bakan Arikanda’nın harabeleri arasında agora tiyatro stadyum su sistemi hamam ve her yana dağılmış mezarlar sayılabilir.
Finike’nin 25 km. batısında yer alan kale eski adı ile Myra çok iyi korunmuş Roma devri tiyatrosunun yanı sıra bu tiyatroyu tepeden seyreden kaya mezarları ile tanınır. Aziz Nikolas (Noel Baba) dördüncü yüzyılda bu Akdeniz şehrinde din görevlisiydi. Çocukların denizcilerin ve yardıma muhtaç insanların koruyucusu olan Noel Baba M.S. 342 yılında burada öldü. M.S. dördüncü yüzyılda Anadolu’daki hümanist prensip ve fikirlerin oluşmasında önder olmuş ve daha sonraki yüzyıllarda batıda fikirleri giderek yayılarak saygınlaşan ve batı hümanizmine de katkıda bulunan Anadolu’lu sempatik Noel Baba bugün 20. yüzyılın dünyada en sevilen iyilik sembollerinden birisidir. Beşinci yüzyılda Noel Baba’nın lahidininde içinde bulunduğu onun adına Myra’da bir bazilika yapılır. M.S. 1042 de Bizans İmparatoru Konstantin Monomakos ve İmparatoriçe Zoe tarafından restore edilmiştir.
19. yüzyılda da Ruslar tarafından restore ettirilen yapı bugün Noel Baba Müzesi olarak düzenlenmiş olup ziyarete açıktır. Her yıl aralık ayındaki Noel Babayı anma törenleri için ve ;Güneşli Noel Tatili;ni bu antik Likya şehrinin Sıcak kumsallarında geçirmek isteyen bir çok turist buraya gelmektedir.Myra’nın antik limanı olan Andriake (Dalyanağzı) Kale’nin batısında olup güneşlenmek ve yüzmek için güzel bir kumsala sahiptir.Dalyanağzı’nda deniz yoluyla yarım Saatlik mesafede yer alan Kekova bölgesi aynı zamanda yörede yer alan antik şehir ve koyların genel ismidir. Kekova bölgesinin bu koyları her mevsimde doğal liman görevi üstlendiği için yatçılar el değmemiş bu sahilleri keşfetmekten ayrı bir zevk alırlar. Kekova Adası’nın kuzey sahili boyunca antik Apollonia kentinin M.Ö. dördüncü yüzyıla ait yazlık yalıları batık kent görünümünde yer yer su içinde görülebilir. Tarih içinde yörede oluşan tektonik olaylar bazı yalıların deniz seviyesinin altında kalmasına yol açmıştır. Kaleköy Kalesi (Simena) bu berrak sularda gezinen yatların sayısız koyların ve Adaların kuşbakışı seyredilebileceği en iyi yerdir.
Kekova’dan batıya doğru gidildiğinde üç tarafı dağlarla çevrili sevimli Kaş ilçesine ulaşılır. Burada yerel balıkçılar işlettikleri deniz taksileriyle sizi güzel bir koya ya da kumsala götürmeye hazırdır. Kaş civarındaki serin sularda yüzüp dalmanın zevki başkadır.Kaş’ın eski adı olan Antiphellos’dan günümüze sadece Likya kaya mezarları anıt mezarlar ve tiyatrosu kalmıştır. Yine de Kaş çekiciliğinden hiçbir şey yitirmemiştir ve Türk el sanatları deri eşyalar Bakır ve Gümüş takılar giysiler ve el dokuma halıların satıldığı dükkanların arasında dolaşmak ayrı bir zevktir.Alışverişten sonra ister çiçeklerle bezeli sahilde gezinin ister bir palmiyenin gölgesinde serinleyin. Kaş’ın restoranları barları ve caz kulüpleri dolu dolu bir gece yaşamı sunar.
Türk mutfağından örneklerin sergilendiği açık büfe ilçeye özgü bir gelenektir. İlçeyi kuşatan dağlarda yapılacak çok şeyler olduğunu kanıtlar gibidir. Ağaçlık tepelerde yürüyüşlere çıkarak köşelere gizlenmiş köyleri ve antik harabeleri keşfedebilirsiniz. Kendisini dinç hissedenler bölgenin en yüksek noktası olan Kızlar Sivrisi Dağı’na (3086 m.) ya da ikinci yüksek noktası olan Akdağ’a (3030 m.) tırmanmayı deneyebilirler. Kalkan yolunda Kaputaş Plajı turkuaz denizi ile unutulmayacak güzellikte bir kumsal sunar.Batıya doğru yapılan kısa bir yolculuk ile şirin bir koyun etrafına yerleşmiş olan Kalkan’a ulaşır. Geleneksel beyaz renkli evleri kepenkleri ve çiçek fışkıran balkonları ile Kalkan alabildiğine huzurlu bir beldedir. Hediyelik eşya dükkanlarının sıralandığı dar sokaklar marina da son bulur.
Her sabah tekneler turistleri yakınlardaki koylara ya da kumsallara götürür. Günbatımında çatı teraslarda yemekten önce bir aperatif için bir araya gelmek yatların geliş gidişini marinadaki telaşlı faaliyeti izlemek bir gelenek gibidir. Burada da Kaş’da olduğu gibi her akşam sahil boyunca açık büfelerin yer aldığı restoranlar sıralanır. Antik Likya’nın önemli bir limanı olan Patara virajlı bir yolun sonundadır. Mitolojiye göre Güzel Sanatlar Tanrısı Apollo Patara’da doğmuştur. Tarihsel belgeler bu bölgenin Aziz Nikolas’ın da (Noel Baba) doğum yeri olduğunu ortaya koymaktadır. Arkeolojik eserler sayısız ve ilginçtir. Patara aynı zamanda kumsal severler içinde idealdir. 22 km. uzunluğundaki ince kumsalı göz alabildiğince uzanır ve her türden kum sporu için uygun bir mekan sağlar.
Antik Likya’nın başkenti olan Xanthos Patara’nın 18 km. kuzeyindeki Kınık ilçesindedir. Harpi mezarı Nereid Anıtı tiyatrosu agorası ve yazıtlı sütunu ile Xanthos Likya Roma ve Bizans dönemlerinden seçkin mimari örnekler sergiler. 6 km. ilerideki kutsal Likya şehri Letoon’da mitolojinin üç gözde tanrısı ve Anadolu’nun kutsal Ailesi olan Leto Apollo ve Artemis’e atfedilmiş üç mabet ve tiyatro görülebilir.Antalya’nın doğusunda geniş verimli ovalar Altın gibi parıldayan kumsallara paralel gider.
Modern tatil beldeleri ve iyi korunmuş tarihi eserler çok sayıda seçenek sağlarlar.Antik Pamfilya Bölgesi’nin önemli bir şehri olan Perge Antalya’dan 18 km. uzaklıktadır ve yapılan kazılardanErken Tunç Çağı’nda (İO 4-3 bin) iskan edildiği kanıtlanmıştır. Perge’deki arkeolojik buluntuların çoğu Roma İmparatorluk Çağına aittir. Antalya Müzesi’nde sergilenen heykeltıraşlık eserleri Perge’de ileri düzeyde bir heykeltıraşlık atelyesinin varlığına işaret etmektedir. Sergilenen Perge Heykelleri ile Antalya Müzesi dünyanın en zengin Roma Dönemi heykel koleksiyonuna sahip müzelerden biri haline gelmiştir.Perge’ye giden ziyaretçiler iki yüksek kule ile şehir kapısını bir zamanlar mozaiklerle kaplı olan ve dükkanların çevrelediği sütunlu uzun yolu geniş agorayı ve halk hamamlarını görmeden edemezler.
Hem yüzmeyi hem güneşlenmeyi hem de Golf sporunu sevenler için Antalya’nın 40 km. uzağındaki modern tatil merkezi Belek kusursuz olanaklar sağlar. Belek’deki National Golf Club su sporları 18 delikli profesyonel golf sahası ve 9 delikli akademik sahası ile tatilcilere spor imkanı sağlamaktadır. Ziyaretçiler bölgede Türk mutfağının en güzel menülerini tadabilir. Akşamları açık Hava diskoteklerinde eğlenebilirler.Aspendos’a giden yolun kenarında Köprü Irmağı üzerinde iyi korunmuş tarihi bir Selçuklu köprüsü görülür
Antik devirlerden kalma en iyi korunmuş tiyatro olan Aspendos tiyatrosu 15.000 kişilik kapasitesi ile bölgenin en iyi korunmuş antik tiyatrosudur. Bugün hala çeşitli konser bale opera ve tiyatro gösterileri için kullanılmakta olan tiyatronun koridorları sahne süslemeleri ve Akustiği mimarın ustalığını kanıtlamaktadır. Tiyatronun yakınında bazilika agora ve Anadolu’nun en uzun su kemerlerinin kalıntıları yer almaktadır.Antalya Alanya karayolundan Beşkonak yoluna sapıldığında Köprülü Kanyon Milli Parkı’na giden yola girilir. Virajlı yol dağdaki dereler ve yemyeşil el değmemiş ormanlar arasında ilerler. Bir sonraki virajdaki manzara her zaman için bir öncekinden daha güzel olduğu için Araba yolculuğu bile yavaş olacaktır. Antalya’nın 92 km.
ötesindeki park doğal güzellikler ortasında zengin bir Bitki örtüsüne sahip bir vadide yer alır. Kanyon Köprü Irmağı boyunca 14 km. uzanır ve bazı yerlerde 400 m. derinliğe ulaşır. Dinlenme yerlerinde balık lokantaları hizmete hazırdır. Roma devrinden kalma Köprü Irmağı üzerindeki kanyonda yer alan Oluk Köprüsü ve Kocadere Deresi üzerindeki Büğrüm Köprüsü antik dönemlerin Mühendislik harikalarıdır. Bu parktan iki ayrı yere gidilebilir; Selge antik kentine veya Dedegöl Dağları’na bu silsile en yüksek dağ olan Dedegöl Dağı 2992 m. yüksekliğe ulaşır.Köprülü Kanyon Milli Parkı’nın kuzeydoğusunda yer alan antik Pisidya Bölgesi’nin önemli bir kentine Altınkaya’ya (Selge) zikzaklı bir dağ yolu ile ulaşılır. 950 m. yükseklikteki bu kentten geriye şehir duvarları kuleler sarnıç Zeus için yapılmış bir mabed agora stadyum tiyatro Jimnazyum ve nekropolis kalmıştır.
Manavgat Şelaleleri yüksek olmamalarına karşın kayalıklardan tüm gücüyle akan su bembeyaz köpükler saçar. Şelalalerin yakınlarında gölgelere sığınmış çay bahçeleri ve restorantlar burayı tüm günün yorgunluğundan sonra dinlenmek için ideal bir yer konumuna getirir. Bu güzel yöreyi daha iyi görebilmek için Manavgat Nehri boyunca eğlenceli bir tekne gezisi yapmakta mümkündür.
Ülkemizin en çok bilinen antik yörelerden biride Side’dir. Eski bir Liman olan Side’nin ismi nar anlamına gelmekteydi. Bugün güzel bir sahil kasabası olan Side’de antik kalıntılar güzel iklim kumlu plajlar birçok alışveriş merkezi ve modern konaklama tesisi buraya turist akımını sağlayan başlıca nedenlerdendir. Deniz manzaralı sayısız restorant kafe bar ve diskoteğin yanısıra dar sokaklar boyunca uzanan ve Türk el sanatlarından örnekler satılan çarşılar bulunmaktadır.
Sütunlu kemerler üzerine inşa edilmiş olan tiyatro yöredekiler arasında en büyük olanıdır. Diğer kalıntılar arasında agora jimnazyum deniz kıyısındaki Apollo Tapınağı çeşmeler ve nekropolis sayılabilir. Şimdi müze olan geniş Roma hamamı Türkiye’nin en güzel arkeolojik kolleksiyonlarından birine sahiptir.Side’nin doğusunda yer alan Sorgun ve Titreyen Göl çam ağaçları arasında kalmış kumsalları ile ünlü tatil merkezleridir. Rahatlatıcı Atmosferi sayısız konaklama tesisi ve aktiviteleri ile önemli bir yöredir. Side’nin batısında bulunan Kumköy ve Çolaklı’da önemli tarih beldeleridir.Bu beldeler hem deniz ve güneş imkanı sunar hem de tarihi mekanlara yakındır. Side’nin 15 km. kuzeydoğusunda yer alan Bucakşıhlar’da iyi bir durumda korunmuş Roma hamamı kilisesi tapınağı bir mozolesi tiyatrosu ve angorası vardır. Türkiye’de en çok ilgi çeken ve bilinen mağaralardan birisi Altınbeşik Mağarası Milli Parkı’dır. Burası Aydınkent’in 12 km. güneydoğusunda ve Manavgat’ın 55 km. kuzeyinde yer almaktadır. Göller ve enteresan kaya formasyonlarıyla travertenler ve dereler bu bölgeyi daha da güzelleştirmektedir.
Altınbeşik Mağarası Manavgat Nehri Vadisi’nin batısına düşmekte olup otantik Ürünlü Köyü’nden ulaşılabilir. Bölgede seyahat edenlerin mutlaka görmeleri gereken yerlerden birisidir.13. yüzyıldan kalma bir kervansaray olan Alarahan Selçuklu Sultanı Alaeddin Keykubat zamanında Alarahan Irmağı’nın kıyısında inşa ettirilmiştir. Yakınlardan bir tepenin üzerinde yer alan Alara Kalesi tüm bölgeye hakimdir.
Alanya geniş plajları turistik tesisleri ve tarihi eserleriyle önemli bir tatil kentidir. Gelenleri ilk karşılayan Alanya Yarımadası’nın üzerinde bir taç gibi kurulmuş olan ve 13. yüzyıldan kalma şahane Selçuklu Kalesi olur. Çifte duvarlı ve iyi korunmuş kalenin duvarlarını 150 kule kuşatır. Dış duvarlarda bir caminin yıkıntıları bir kervansaray ve bir kapalı çarşı iç duvarlar içinde de harap olmuş bir sarnıç ve bir Bizans kilisesi yer alır. Her ne kadar Alanya’nın tarihi Roma dönemine kadar gitsede Alanya en görkemli dönemini Alaeddin Keykubat kışlık konaklama yerini ve donanma üssünü buraya taşıyınca yaşamıştır. Binalar şehrin Selçuklular döneminde taşıdığı önemi sergilemektedir.
Etkileyici kalenin yanı sıra eşi benzeri olmayan tersanesi ve anıtsal güzellikteki sekizgen Kızıl Kule’nin görülmesi gerekir.Alanya modern Otel ve motellerin sayısız balık lokantaları kafe ve barlarıyla mükemmel bir tatil merkezidir.Limanı çevreleyen kafeler ve barlar akşam saatlerinde liman yolu boyunca el sanatları deri giysi mücevherat el çantaları ve yöreye özgü ilginç renklere bezeli su kabaklarının satıldığı butikler yer alır. Ağustos ayında yapılan Alanya Uluslararası Folklor Festivali’de şehre ayrı bir canlılık kazandırır.Eğer mağaraları keşfetmekten hoşlanıyorsanız Damlataş Mağarası’nı gezmeniz gerekir. Mağara yakınında Etnografya Müzesi yer almaktadır.
Tekneyle üç deniz mağarasına ulaşabilirsiniz: fosforlu kayalarıyla Fosforlu Mağara korsanların kadın esirleri tuttukları Kızlar Mağarası ve Aşıklar Mağarası.Alanya’nın 15 km. doğusunda yer alan Dim Çayı Vadisi gölgelerin serinliğinde dinlenmek içim ideal bir yerdir.Alanya’nın yaklaşık 25 km. batısında yer alan Avsallar kumsalları ile güzel bir tatil merkezidir. Alanya’dan doğuya Gazipaşa’ya doğru gidecek olursanız karşınıza mükemmel kumsallar çıkacaktır. Tarihi bir liman olan Alanya’nın 30 km. doğusundaki Aytap: Roma kalıntıları korunmuş plaj ve koyları önemli bir gezi noktasıdır.
Tarihi ve Kültürel Çevre
Bu surlardan günümüze şehrin içindeki birkaç burç ile Hadrian Kapısı ve yanındaki kuleler, limana bakan büyük kule ve liman surlarının bazı parçaları kalabilmiştir. İki surdan biri yat limanını, diğeri şehri at nalı gibi kuşatır. Kale Kapısı Meydanında ayakta kalan kulelerden birisi saat kulesi olarak kullanılmaktadır. Surların kente girişi sağlayan dört kapısı vardır. Bugün Antalya’nın “Tarihi Çekirdek Kenti” olan ve “Kaleiçi” adıyla tanınan se
mti büyük bir kısmı yıkılmış ve yok olmuş iki surla çevrilidir. İç sur, yarım daire şeklinde yat limanını kuşatır. Restorasyon çalışmaları sonucunda Kaleiçi, pansiyonları, barları, çarşısı ile turizm merkezi haline gelmiştir. Liman ise yat limanı olarak düzenlenmiştir. Keleiçi restorasyon çalışmalarından dolayı Turizm Bakanlığı’nı 28 Nisan 1984 de FİJET tarafından Altın Elma (Turizm Oskarı) ödülü verilmiştir. Zamanımıza kadar yanlarındaki iki kule ile sağlam kalan tek kapı Üçkapılar veya diğer adı ile Hadrianus Kapısı olup, Pamphylia’nın en güzel kapısıdır. M.S. 130 yılında imparator Hadrianus’un Antalya’ya gelişi onuruna yapılan kapı, sütunları hariç, tamamen beyaz mermerden yapılmıştır. Oyma ve kabartmaları olağanüstüdür. Yazların çok sıcak ve kışların ılık geçtiği Antalya’da evlerin yapımında soğuktan çok, güneşi önlemeye ve serinlik sağlamaya önem verilmiştir. Gölgeli taşlıklar ve avlular hava akımını kolaylaştıran özelliklerdir. Depo ve hol görevi yapan girişi ile üç kat üzerine kurulmuştur.
Antik Kentler
Antalya’nın 18 km doğusunda, Aksu Bucağı’nın sınırları içindedir. Kilikya – Pisidya ticaret yolunun üstünde yer aldığı için önemli bir Pamphylia şehridir. Şehrin kuruluşu diğer Pamphylia şehirleriyle aynı zamana rastlar (M.Ö. 7 yy.). Ana tanrıçası Perge Artemisi olan Perge hristiyanlar için önemli bir kent idi. M.S. Aziz Paulos ve Barnabas Perge’ye gelmiştir. Magna Plancia gibi kimi zenginler Perge’ye önemli anıtlar kazandırmışlardır.
İlk kazıların 1946 yılında İstanbul Üniversitesi tarafından başlatıldığı Perge’de önemli kalıntılar şunlardır:
Tiyatro: Cavea, orkestra ve scene olmak üzere üç ana bölümden oluşur. 12,000 seyirci kapasitelidir. Alt tarafta 19, üstte 23 oturma sırası vardır.
Stadion: 34 x 34 m. boyutlarındadır. Tonozlar üzerinde onüç oturma sırası vardır. Doğu ve satı tarafa otuzar, kuzeyde ise on tonoz bulunmaktadır. Her üç tonozdan biri Stadion’a giriş, diğer ikisi ise dükkan olarak kullanılmaktadır
Agora: Şehrin ticari ve politik merkezidir. Ortadaki avlunun etrafında çepeçevre dükkanlar vardır. Bazı dükkanların tabanı mozaikle kaplıdır. Meydanın ortasında 13.40 m. Çapında yuvarlak bir yapısı olan agora 76 x 76 m. boyutlarındadır.
Sütunlu Cadde: Aropol eteğinde nympheum arasında uzanır. Ortasında 2 m. genişliğinde bir su kanalı caddeyi ikiye ayırır.
Perge’deki diğer yapılar, nekropol, surlar, gymnasium, hamam, anıtsal çeşme ve kapılardır. Aksu’nun 13 km kuzeydoğusunda Yanköy yakınlarındadır. Kent, Aspendos ve Perge yönünde, yüksekte duran bir plato üzerine, M.Ö. 14.yy.da kurulmuştur. Çeşitli uygarlıkları yaşayan kentten Selçuklular da yararlanmıştır. Stadyum, cimnazyum, kuleler, Selçuklu Mescidi ve sahne kısmı yok olan bir tiyatro geriye kalan kalıntılardır. Termesos Antalya’ya 34 kilometre mesafedeki bir Doğal Park olan Güllük Dağı içerisinde batı tarafında 1050 metre yükseklikte bir plato üzerindedir. Termesos Anadolu’nun içlerinden gelen Solymler tarafından kurulmuştur.
Önemli kalıntılardan olan 4200 kişi kapasiteli tiyatro, İmparator Augustus tarafından M.S. 1.yy. ın hemen başlarında yaptırılmıştır. Üstü örtülü meclis toplantı binası olan Odeon’un 600 kişilik oturma yeri bulunmaktadır. Birbirine bağlı beş sarnıçtan oluşan yer altı sarnıcı su depolamak ve zeytinyağı saklamak için kullanılmıştır.
Batı tarafı açık, diğer tarafları sütunlu galerilerle çevrili Agora; 6 m. yükseklikteki platform üstünde oturan kahramanlık anıtı Hereon, Korint düzenli tapınak, Zeus Solymeus Tapınağı, Küçük ve Büyük Artemis Tapınakları, Gymnasium, gözetleme kuleleri diğer önemli kalıntılarıdır. Bunların dışında pek çok anıt ve 1200 ün üzerinde kaya mezarı bulunmaktadır.
OLYMPOS
Antik Likya’nın en önemli liman kentlerinden olan Olympos, tarih boyunca mitolojiyeye konu olmuştur. Konumunun elverişliliği nedeniyle korsanların barınağı olan Olympos, bugün sahip olduğu tarihsel değerleri, 3200 m’lik mutteşem sahili, endemik bitkileri, Caretta caretta’ları Khimaira’sı, tüm sportif etkinliklere olanak veren muhteşem doğası ve pansiyon olarak kullanılan meşhur ağaç evleri ile tüm dünyaca bilinmektedir.
Olympos Antikite’den kalma Ariassos, Antalya-Burdur otoyolu’nun 48. kilometresinde, sola dönülen bir sapaktan bir kilometre mesafededir. Bir dağın yamacında kurulmuş olan şehir hamamları, kaya mezarları açısından görülmeye değerdir. Phaselis’e Antalya-Kemer otoyolu’nun 57. kilometresinde sola bir kilometre döndükten sonra ulaşılır. Rodoslular tarafından milattan önce 7. yüzyılda kurulan kent Doğu Likya’nın en önemli liman kenti olarak bilinir. Üç iskelesi bulunan antik kentin içinde 20-24 genişliğinde bir cadde bulunmaktadır. Caddenin batı ucundan Hadrian geçidi, sağ ve sol yanlarından ise dükkanlar ve hamamlar bulunmaktadır. Kente kara ve denizyolu ile ulaşmak mümkündür. Milattan önce 5. yüzyıldan beri varolduğuna inanılan kent Kumluca-Finike Karayolu’nun 11. kilometresindedir. 141 yılında yaşanan depremde önemli bir hasar görmüş kent ayakta kalmayı başarmış fakat 7. ve 9. yüzyılda Arap işgaline uğramasının ardından boşalmıştır. Kent üç parçadan oluşmuştur. Acropolis, yerleşim birimleri ve necropolis. Kumluca-Finike otoyolunun Turunçova mevkiine 26 kilometre uzaklıktadır. Akarçay vadisini kontrol eden kentin tam olarak ne zaman kurulduğu bilinmemektedir. Buluntulara göre kentin milattan önce 5. yüzyılda varolduğu düşünülmektedir. M.S. 240 yılında yaşanan depremde önemli ölçüde zarar gören kent 11. yüzyıla kadar canlılığını sürdürmüştür. Bizans döneminde Aalanda olarak bilinen kentin birçok binası iyi korunmuş durumdadır. Finike’ye 25 km. Kaş’a 48 km. uzaklıktaki Demre, Likya uygarlığının 6 büyük şehrinden biridir. İlk kez M.Ö. 5. yüzyılda yerleşim merkezi haline gelen Demre, önceleri deniz kıyısındayken, Demre çayının getirdiği alüvyonlar sonucunda denizle olan bağlantısı kesilmiştir. Şehir M.S. 9. yüzyıldaki Arap istilaları sonrasında terkedilmiştir. Kaya mezarları, tiyatro ve St. Nicholas kilisesi görülmeye değer yapılardır. Hadrian tarafından yaptırılan içinde tahıl ambarı da bulunan Andriake limanının Demre ile bağlantısı vardır. Yaygın olarak Noel Baba olarak bilinen St. Nicholas M.S. 245′te Fethiye yakınlarında Patara’da doğmuş ve M.S. 363′de ölmüştür. Zengin bir ailenin iyi eğitilmiş oğlu olan St.Nicholas hayatını insanlara özellikle de çocuklara ve denizcilere yardıma adamıştır. Bu yardımlarının sağladığı ünü bugüne dek Noel Baba efsanesi olarak gelmiş ve güncelliğini korumuştur.
Demre rahibi olarak insanlara dini ve sosyal yardımlarda bulunan St. Nicholas ölünce Demre’ye gömüldü ve mezarının yanına adına bir kilise inşaa edildi. 1080′de İtalyan korsanlar bazı kemikleri Bari’ye kaçırdılar. Ancak kalan bazı kemik parçaları bugün Antalya Müzesindedir.
İlki 5-7 Aralık 1983 yılında yapılan Noel Baba sempozyumu, o günden beri değişik din ve eğitimlerden gelen insanların katılımıyla her yıl tekrarlanıyor. Bu sempozyumda St. Nicholas’ın çizgisinden gidilerek değişik din ve inançlardan olan insanlara barış, dostluk ve kardeşlik çağrısı yapılıyor. Güzelliğini, tarihi, denizi ve güneşinden alan Simena’ya Üçağız’dan deniz yoluyla da ulaşılabilir. Karşısındaki Kekova adasında bulunan ve Akdeniz’in büyüleyici mavisinin altında yer alan batık şehri ve antik kalıntılar görülmeye değerdir. Tarihi Likya uygarlığına kadar uzanan Simena’da pek çok uygarlık kalıntılarına rastlamak mümkün. Kayalara oyulmuş tiyatro ve surlar bunlardan yalnızca birkaçıdır. Kaş-Demre arasındadır. Akdeniz’de Üçağız Köyü karşısında kıyıya 500 m olan adada bulunan batık Antik Kenttir. Kalkan-Fethiye yolunda, Kalkan’dan yaklaşık 10 km. önce ve güneyde yer alır Patara. Şehrin merkezinde bulunan renkli seramikler, şehrin tarihinin M.Ö. 5. yüzyıla dek uzandığını göstermektedir. St. Nicholas’ın doğum yeri olmasının yanı sıra, Büyük İskender zamanının önemli bir liman şehriydi. Biri Patara’ya giden üç kapılı surlar M.S. 110′da Vali Modestus tarafından yaptırılmıştır. En önemli kalıntılarından biri antk Patara Tiyatrosudur. Xanthos nehrinin vadisine kurulan şehir Likya uygarlığının en eski ve en büyük şehridir. M.Ö. 4292′daki Pers istilalarına kadar bağımsız olan Xanthos, şehirlerini istilacılara karşı cesurca savunmuş ancak başarılı olmayacaklarını anlayınca önce kadınlarını öldürmüşler ve kendilerini ateşe atarak topluca intihar etmişler. Daha sonra Bölgeye göç eden 80 aile şehri yeniden kurmuş fakat yaklaşık 100 yıl sonra şehir bir yangınla yerle bir olmuştur. Yeniden inşaa edilen şehir batı ile ilişkilerini güçlendirerek, önemli bir merkez haline gelmiş ancak şansızlıklarından kurtulamamıştır. Brutus’un vergilerine direnince, şehir tahrip edilmiş ve halk savaşa sürüklenmiş ve Xanthos felaketler şehrine dönüşmüştür.
Şehir Likya merkezi etrafında oluşmuştur ve dışında da kalıntılar vardır. Tiyatronun batısındaki kalıntılar bugün de ilgi çekmektedir. Kayalar üzerindeki Harpy heykeli en önemli eserlerden biridir. Orjinali İngiltere’de British Museum’da bulunan eserin yerinde yalnızca kopyası vardır. Likya şehirlerinden biri olan Kaş’ın adı taşlık yer anlamına gelen “Phellos” tan gelir. Kaş bugün iyi korunmuş kaya mezarları ve tiyatrosuyla görülmeye değer bir sahil kasabasıdır. Kaş Manavgat-Side Antalya’nın 48 km doğusunda, Serik ilçesinde yeralan antik kentin kalıntıları büyük ölçüde ayaktadır.
Serik İlçesi-Aspendos Camiler, Türbeler, Kiliseler Yivli Minare ve Külliyesi, Kesik Minare Camii, Bali Bey Camii, Muratpaşa Camii, İskele Camii, Karatay Medresesi, Ahi Yusuf Mescidi ve Türbesi önemli olanlardır.
Antalya Cami ve Kiliseleri
Hanlar
Antalya’dan kuzeye giden yolda ilk durak yeri Evdir Handır. Bugünkü Antalya-Korkuteli karayolunun 1 km. doğusunda ve Antalya’ya 18 km. uzaklıktadır. En fazla dikkati çeken kısmı sivri kemerli portalı olan Evdir Han 1210-1219 tarihleri arasında İ.Keykavus tarafından yaptırılmıştır. Antalya – Afyon arasındaki ikinci durak yeri Kırkgöz Han’dır. Kırkgöz Han Antalya’ya 30 km. uzaklıkta bulunan Kırkgöz’de Pınarbaşı mevkiindedir. Çok sağlam bir durumdadır.
Mağaralar
Antalya ili sınırlarında turizme açılmış pek çok mağara bulunmaktadır.
Antalya Mağaraları
Milli Parklar ve Korunan Alanlar
Şehir merkezine yaklaşık 10 km. uzaklıktadır. 20 m. yükseklikten dökülen şelalenin ana kaynağı “Kırkgöz Mevkii”ndedir. Aşağı Düden Şelalesi ise Lara yolu üzerinde merkeze 8 km. uzaklıktadır. Yaklaşık 40 m.lik bir falezden denize dökülür. Altınbeşik Mağarası Milli Parkı Beydağları Milli Parkı Güllük Dağı Milli Parkı Köprülü Kanyon Milli Parkı Kurşunlu Şelalesi Tabiat Parkı Alacadağ Tabiatı Koruma Alanı Çığlıkara Tabiatı Koruma Alanı Dibek Tabiatı Koruma Alanı
Yaylalar
Genel olarak 1000 m. ve daha fazla yüksekliği olan, yaz ayları oldukça serin geçen, Toros Dağları’ndaki yaylalarda, Antalyalılar ve Yörükler yaz mevsimini geçirirler. Bölgedeki başlıca yaylalar Bakırlı, Fesleğen, Yeşil Yayla, Saklıkenttir.
Antalya Yaylaları
Sportif Aktiviteler
Coğrafi konumu nedeni ile 4 mevsimin aynı anda yaşanabildiği Antalya’da, sahilde denize girerken, Antalya’ya 50 km uzaklıktaki Saklıken’te kayak yapmak mümkün olmaktadır. Saklıkent Kayak Merkezi Toros Dağlarının uzantılarından Beydağları Antalya il sınırları içindedir. 600-3086 m. yükseklikleri arasında yer alan dağlar jeologlar ve coğrafya bilimciler için değişik olanaklar sunar. Tekedoruğu, Bakırlı Dağ, Tahtalıdağ ve Kızlar Sivrisi önemli doruklardır. En yüksek doruğu 3086 m. ile Kızlar Sivrisi’dir. Dağcılar bu doruğa sedir ormanları ile kaplı Çamkuru Vadisi’nden ulaşılır. Dağa tırmanış bir gün içinde tamamlanabilir. Beydağları Köprülü Kanyon Milli Parkı sınırlarındaki Köprüçay, ülkenin en ilgi çekici rafting merkezlerindendir. Antalya’nın önemli turizm merkezlerinden olan Manavgat ilçesi sınırlarında akan Manavgat Çayı, rafting için elverişli parkurlara sahiptir. Köprüçay Manavgat Çayı Antalya kıyılarındaki pek çok noktadan sualtı dalış yapmak mümkündür. Antalya Dalış Noktaları Kıyı boyunda ve yaylalarda bol miktarda keklik, sülün, ağaç güvercini, bıldırcın, üveyik, kayalık kesimlerdi ve ovalarda yaban güvercinleri, çulluk, turaç, karatavuk vardır.
Göller ve gölcüklerde yaşayan çok sayıda yaban ördeği ve yaban kazı kış aylarında kıyılara inerler. Sahilin ormanlık kesiminde geyik, tilki, sansar, alageyik, sincap, yaban keçisi, dağlarda ise ayı, kurt türleri bulunur. Görmek isteyeceğiniz her türlü balığı Antalya sularında bulabilirsiniz. Akay, avcı, çipura, fangri, iskarmaç, iskorpit, isparit, istavrit, kılıç, kırlangıç gibi balıklar ve Akdeniz’e özgü girida balığı çok lezzetlidir. Akarsuların denizle birleştiği yerde özellikle levrek ve kefal bulunur. Turna, pisi, izmarit, böcek, istakoz ve kerevit de yakalanabilir.
Twitter Takip
8 Mayıs 2010 Cumartesi
Abdülkadir Geylani kimdir,hayatı ve eserleri
Büyük İslam alimlerinden ve evliyanın meşhurlarından. Künyesi Ebu Muhammed'dir. Muhyiddin, Gavsü'l-Azam, Kutb-i Rabbani, Sultan-ı Evliya, Kutb-u Azam gibi lakaplarla anılmaktadır. Babası Ebu Salih Musa bin Abdullah, annesi Fatıma binti Ebu Abdullah Ümmü'l-Hayr'dır. Babasının ismi kaynaklarda farklıdır. Peygamber efendimizin soyundan olup, hem seyyid hem şeriftir. 1077
(H. 471)de İran'ın Geylan şehrinde doğdu, 1166 (H. 561)da Bağdat'ta vefat etti. Kabri Bağdat'tadır.
Önce doğduğu yer olan Geylan'da ilim öğrenmeye başladı. Küçük yaşta Kur'an-ı kerimi ezberledi. Daha sonra Bağdat'a gidip, zamanın meşhur alimlerinden ilim tahsiline devam etti. Fıkıh ilmini, Ebu Hattab Mahfuz, Ebü'l-Vefa, Ali bin Ukayl, Ebu Hüseyin bin Kadı Ebu Ya'la ve diğer fıkıh alimlerinden; hadis ilmini, Ebu Galib bin Bakıllani, Ebu Said Muhammed bin Abdülkerim, Ebu Cafer
ve diğer hadis alimlerinden; tasavvuf ilmini ise, Ebu Salih hazretlerinden, Şeyh Ebu Sa'id Ali Mahzumi'den ve Ebü'l-Hayr Muhammed bin Müslim Debbas'tan tahsil etti. İlim tahsilini tamamladıktan sonra vaz ve ders vermeye başladı. Derslerine devam edenler arasında pekçok alim ve salih yetişti. Fıkıh ve hadis ilimlerinde müctehidlik derecesine yükseldi. Önceleri Şafii mezhebinde iken, Hanbeli mezhebinin ortadan kalkmak üzere olduğunu görerek Hanbeli mezhebine geçti. Böylece bu mezhep yayıldı. Bir ara vaz ve ders vermeyi bırakıp, yalnızlığı tercih ederek, inzivaya çekildi. Bütün vakitlerini ibadet ve nefis
mücadelesiyle geçirdi. Bir müddet bu hayata devam eden Abdülkadir Geylani, tekrar ders , vaz ve fetva vermeye başladı. İki mezhepte de fetva verirdi. Pekçok kimse onun sohbetleri ile olgunlaştı; beş yüz Yahudi ve Hıristiyan onun huzurunda Müslüman oldu. Tam kırk sene on üç çeşit ilim ve fende ders verdi. Tasavvufta en yüksek dereceye ulaştı. Tasavvuftaki yoluna onun ismine izafeten "Kadiriyye" adı verildi. Ondan ilim ve feyz alan binlerce talebesi çeşitli memleketlere giderek İslamiyeti anlattılar. Pekçok kerameti görülen Abdülkadir Geylani, Bağdat'ta vefat etti. Cenaze namazını kılmak üzere görülmemiş bir
kalabalık toplandı. Cenaze namazını oğlu Abdülvehhab kıldırdı. Bağdat'ta defnedildi.
Twitter Takip
Ho Chi Minh kimdir - Vietnamın Kurtuluşu
"Dogusunun hemen ertesinde, partimiz Nghe-Tinh sovyetleri kahramanca hareketini örgütledi ve önderlik etti.
12 yasinda, Fransiz ve Japonlara karsi gerilla hareketini örgütledi.
15 yasinda, Agustos Devrimini örgütledi ve önderlik etti ve onu zafere götürdü.
16 yasinda, sekiz yil sonra zaferle sonuçlanan Fransiz sömürgecilerine karsi direnis savasina önderlik etti."
Bugün halkimiz Amerikan emperyalistlerine karsi olusumuzun tarihindeki en büyük direnis savasini veriyor.
Bir yüzyildan fazladir halkimizin verdigi kurtulus mücadeleleri tarihi gösteriyor ki dönemimizde sadece isçi sinifinin partisinin önderligi altinda bir ulusal kurtulus savasi, gerçekten halkçi karakterli bir devrimci savas baslatilip örgütlenebilir ve nihai zafere götürebilir. Partimizin önderligi, halk ayaklanmasinin, sosyalizm yolunu açmak ve onun kazanimlarini korumak için verilen halk savasinin zaferini saglayan zorunlu bir faktördür.
Bunun nedeni, partimizin, Vietnam isçi sinifinin yeni tip bir partisi, tamamiyle devrimci ruha, bir bilimsel teoriye -Marksizm-Leninizm-, siki örülmüs bir örgütlenmeye, tam bir disipline ve yiginlarla siki baglara sahip bir parti olusudur.
Partimiz Vietnam'da isçilerin hareketi ve ulusal-kurtulus hareketi ile Marksizm-Leninizmin ittifakindan dogdu. Dogusundan beri devrimin tek önderidir. Isçi sinifinin ve ulusun partisidir. Bugün sadece isçi sinifinin partisi -en devrimci sinifin, sosyalist üretim tarzina isçi sinifinin ve köylülügün genis yiginlarinin, emekçi halkin temel çikarlarini, ulusun temel ve uzun vadeli çikarlarini temsil eden sinifin- ulusun gerçek önderi görevini yerine getirebilir, ulusal bagimsizlik ve demokrasi bayragini tutabilir, ulusal ve demokratik devrimi basariya, ülkemizi sosyalizme götürebilir: Sadece böyle bir parti halkimizi ayaklanmaya seferber edebilir ve devrimci bir savasi zafere kadar sürdürebilir.
Vietnam'da, partimiz ayaklanmak ve sömürgecilerin ve feodallerin boyundurugunu kirmak, tüm güçlüklerin ve eksikliklerin üstesinden gelmek ve -aralarinda tüm emperyalistlerin elebasisi ve dünya halklarinin bir numarali düsmani Amerikan emperyalizminin de oldugu- güçlü ve azgin emperyalist saldirganlari bozguna ugratmak ne pahasina olursa olsun devrimin görevlerini yerine getirmek için yiginlara azimle önderlik etmede tek basina devrimci cesaretle sahip oldu. Partimiz akla uygun ve yaratici bir devrimci çizgiye, devrimin ve devrimci savasin yasalarinin saglam bir bilgisine sahip ve politik ve askeri çizgisinin azimli, kendinden emin ve bilimsel bir tarzda yerine getirilmesine rehberlik eden, tüm halkin ayaklanmasinin ve halk savasinin bir partisi haline geldi.
Halk yiginlariyla siki isbirligine dayanan, tüm halkin birlesik mücadelesinin saglam bir nüvesini olusturur. Bu suretle ulusun güçlerini giderek daha genis ölçüde harekete geçirebiliyor ve tüm tecrübelerin üstesinden gelebilmek ve devrimci savasi zafer götürebilmek için onlari çevresinde siki bir sekilde topluyor.
Tüm halkin ayaklanmasi ve halk savasinda partimizin önderligi her seyden önce iyi düsünülmüs politik ve askeri çizginin, devrimin temel ve acil görev ve hedeflerinin tespitinde, eylem yöntemlerinin örgütsel biçimlerin, mücadele yöntem ve araçlarinin ve en uygun, etkin ve devrimci taktiklerin gelistirilmesi ve uygulanmasinda görülebilir.
Bu önderlik keza asagidaki sorunlarda görülebilir:
1- Partinin, ordunun ve halkin devamli ve genel politik seferberligini gerçeklestirmek, Vietnam devrimci kahramanligini beslemek ve yükseltmek, dövüsmek ve kazanmak kararliligini arttirmak, düsmanin üzerinde zafer kazanmak için en büyük politik-moral gücü yaratmak, her dönem için saptanan hedefleri ve devrimin nihai hedeflerini ne pahasina olursa olsun yerine getirmek.
Lenin:
"Son tahlilde, zafer, her savasta yiginlara hayatiyet veren kanlarini savas alaninda dökme ruhuna baglidir... Savasin nedenlerinin ve hedeflerinin yiginlar tarafindan gerçeklestirilmesi çok büyük önemlidir ve zaferi saglar." [21*]
Bu önermeyi dogrulamak için, halk savasinin idaresinde, partimiz daima kendine su zorunlu hedefi koydu: yiginlara, genel çizgisini ve devrimci görevlerini, savasin politik hedefini asilamak, sürekli olarak yiginlarin politik seferberligini sürdürmek ve devrimci savasin politik-moral faktörünü güçlendirmek.
Bir savasta politik-moral güç devrimci çizginin belirledigi savasin birinci ve önde gelen politik hedefidir. Partimizin devrimci çizgisi ve savasin politik hedefi tarihin gelisim yasasinin, halkimizin ve ilk önce isçi-köylü yiginlarinin en derin özlemlerinin sonucudur. Önce bu çizgi yiginlari kararlilik ve kesin isteklerini uyandirmalarina tesvik eder ve devrimci savasin kuvvetli motive edici gücü haline gelir. Savas süresince, partimiz sabirli ve sistematik olarak devrimci çizgisini, görevlerini ve savasin hedefini üyelerine, orduya ve halka asiladi ve halihazir güçler iliskisini dogru degerlendirmeyi, gelisimin egilimini görmeyi ve devrimci savasin, uzun süreli ve zahmetli fakat kesinlikle zaferle bitecek bir savasin karakterini kavramayi ögretti. Ordu ve halk arasinda politik egitimi ve ideolojik rehberligi durmaksizin yogunlastirdi, sinif ve ulus bilinçlerini, yurtseverliklerini, yeni rejime -halkin demokratik rejimi ve sosyalizm- ve proleterya enternasyonalizmine olan sevgilerini artirdi. Baskan Ho Chi Minh tarafindan ifade edilen büyük gerçegi,"hiç bir seyin bagimsizlik ve özgürlükten daha degerli olamayacagi" gerçegini ve -dövüsmek için kararliligini- "Bagimsizligimizi kaybetmek ve kölelige geri dönmektense herseyimizden feragat ederiz" halka kabul ettirdi. Vatana tamamen adanmayi yüceltti. Daima sapmalara karsi herseyden önce sag sapmalara özellikle zahmetli ve uzun süreli bir savas karsisindaki her kararsizliga karsi mücadele etti.
Parti tüm Vietnamlilar arasinda devrimci yigitligin gelistirilmesi ve artirilmasinda basarili oldu. En yüksek noktasina varan kolektif kahramanlik, orduda veya halk arasinda, cephede ve cephe gerisinde, tüm savas durumlarinda, devrimci savasin tüm alanlarinda milyonlarca insan için yeni bir erdem oldu.
Vietnam devrimci kahramanligi isçi sinifinin devrimci niteliginin güzel ulusal geleneklerimizle birlesmesidir. O, cesaret ve tümüyle adanmisliktan olusur; insani her güce, tehlikeye veya zorluga karsi koymaya tesvik eder; düsmani her alanda yenmek için zeka ve yetenekle dolu devrimci eylem yollari, uygun mücadele biçimleri ve etkili saldiri yöntemleri tasarlamayi saglar. Halkin silahli güçlerine yaptigi övgüde -tüm halkimiza verilebilecek bir övgü- Baskan Ho Chi Minh devrimci kahramanligi: "her görevi yerine getirmeye çalismak, her zorlugun üstesinden gelmek ve her düsmani yenmek" olarak tarif etti.
Vietnam devrimci kahramanligi halkimizin bagimsizlik ve özgürlügü kazanmak ve devrimin kazanimlarini korumak konusundaki kesin isteklerinin sonucudur. Halkimiz, eski rejim altinda sayisiz sefalete katlanan halkimiz, yeni rejim tarafindan onlara verilen bagimsizlik ve özgürlügü zorla almak ve savunmak için sonuna kadar savasmaya kararlidir.
Vietnam devrimci kahramanligi, teoride ve ideolojide günlük çalisma ile birlesmis derinligine egitimin, devrimci düsünce ve duygularin ürünüdür. O, devrimci görevlere ve savasin hedefine mükemmel vakif olmayi, coskulu yurtseverligi, düsmana olan derin nefreti, dövüsmeye ve kazanmaya olan kararliligi, partiye ve Baskan Ho Chi Minh'e olan sarsilmaz inanci, ulusun ve isçi sinifinin kudreti ve kahramanca geleneklerine ve kolektif ve bireysel savas kapasitesine olan güvenin ifadesidir.
Vietnam devrimci kahramanligi halkimizin, ulusumuzun, yeni bir devirde ve yeni bir sosyal rejimde yasayan, anayurtlarini savunmak için keskin bir savas veren Vietnamlilarin hudutsuz moral güçlerinin yansimasidir.
Bizim cesaret ve zeka ile dolu savas yöntemlerimiz ve askeri sanatimiz, devrimci ruh ile dolu milyonlarca yeni insanin verdigi çok önemli bir mücadelenin pratiginde biçimlendi ve gelisti. Sadece devrimci kahramanliga dayanmak ve ona tam firsat vermek suretiyle savas yöntemlerimiz ve askeri sanatimiz yiginlarin hareketine dönüsebilir ve olumlu sonuçlar saglar. Halkimizin ve silahli güçlerimizin cephede ve gerideki çarpici askeri kahramanliklari, Vietnam devrimci kahramanligindan, politik seferberligin iyi bir sonucu olarak partimizin biçimlendirdigi yeni insandan, ideolojik egitimden gelir.
2 - Halk savasinin tüm potansiyelini harekete geçirmek, devrimin görevlerini asama asama yerine getirirken savasi yogunlastirmak, savasi nihai zafere götürmek için zafer faktörlerini güçlendirmek.
Lenin:
"Savasta zaferi, halki, daha büyük yedeklere, daha büyük güç kaynaklarina ve daha büyük dayanikliliga sahip olan tarafa gider." [22*]
Kurtulus savaslarimizda, biz daima "küçük bir gücü daha büyük bir güçle boy ölçüstürerek" ve "insan gücünde daha üstün bir düsmani yendik." .Zaferi elde etmek için, düsmaninkinden daha üstün bir güç yaratmali, tüm halkin, tüm ulusun gücünü emperyalist saldirganlarin seferi kuvvetlerinin gücünün karsisina koymali; ulusun politik seferberligi temelinde partimiz halk savasinin tüm potansiyelinin harekete geçirilmesi ve zaferinin faktörlerinin büyütülmesine özel önem vermelidir.
Fransiz sömürgecilerine karsi verilen direnis savasinda Baskan Ho Chi Minh: Zaferin anahtarinin ulusal birlesik cephenin beton gibi saglamlastirilmasi ve genisletilmesi, isçi-köylü ittifakinin ve halk iktidarinin kuvvetlendirilmesi, ordunun güçlendirilmesi ve takviye edilmesi, partinin ve önderliginin tüm alanlarda güçlendirilmesi oldugunu belirtti. Amerikan saldirisina karsi bugünkü direnis savasinda Ho Chi Minh tekrar: "Partimizin çizgisi ve politikasi iyi düsünülmüstür. Halkimiz birlesmis ve hem fikirdir, ordumuzun kahramanligi emsalsizdir. Üstelik, kardes sosyalist ülkelerin sadik yardimlarini ve tüm kitalardan dostlarimizin samimi desteklerini aliyoruz. Biz kazanacagiz, Amerikan saldirganlari yenilecek." dedi.[23*] Bu, bugünkü devrimci savasimizin zaferini garantileyen faktörlerin ve kosullarin mükemmel bir özetidir.
Partimiz, ulusumuza mümkün olan en büyük gücü vermek ve dünya halklarinin genis ve aktif destegini kazanmak için bu faktörleri sistematik bir sekilde güçlendirmeye ve gelistirmeye çalisiyor.
Bu hedefe ulasmak maksadiyla, partimiz özellikle su temel soruna kendini yöneltiyor: Savasin devami süresince devrimci savasin siddetlendirilmesi ile devrimci görevlerin asama asama yerine getirilmesi arasindaki iliskiyi akillica tayin etmek.
Partimiz için devrimci savas, emperyalist saldiri ve halkin devrimci davasini sabote etmeyi amaçlayan karsi-devrimci savas kosullarinda devrimin stratejik ödevlerinin gerçeklestirilmesini saglamak için en tayin edici araçtir. Bu suretle, sadece savasin politik amaçlarinin tam kavranmasi, zafere kadar sebatla mücadele edilmesi ve emperyalistlerin ve uydularinin boyundurugunun yikilmasiyla devrimin temel hedefleri yerine getirilebilir. Diger taraftan, devrimci güçlerin takviye edilmesi ve artirilmasi, zafer faktörlerinin büyütülmesi, tüm alanlarda savas güçlerinin gelistirilmesi için partimiz, savas boyunca devrimin ödevlerini adim adim gerçeklestirmeleri için her dönemin ihtiyaçlarina uygun olarak halkimiza önderlik etti.
Fransiz sömürgecilerine karsi verilen direnis savasinda, partimiz, Baskan Ho Chi Minh'in açliga, okumamisliga ve yabanci saldiriya karsi ayni zamanda savasma talimatini yerine getirerek savasma ve ulusal yapilanmayi birarada yürütme politikasini tespit etti. Direnis savasinda halkimizin gücünü, özellikle güçlerimizin büyük kismini olusturan köylülügün gücünü beslemek ve gelistirmek için demokratik reformlara giristik ve partimizin tarim politikasini yiginlari sistematik bir sekilde toprak kirasinin azaltilmasi ve toprak reformu için seferber etmeden önce adim adim gerçeklestirdik. Bu dogru ve yaratici bir politikaydi.
Amerikan emperyalistleri savasi ülkemizin kuzeyine genislettikleri zaman, partimiz sosyalist insayi gerçeklestirirken bir direnis savasi sürdürme politikasini ileri sürdü. Ekonomik ve askeri potansiyelimizi yogunlastirmak ve halkin yasam kosullarini istikrara kavusturmak için ekonomimizi savas kosullarina uyarlayarak, Amerikan imha savasini her alanda bozguna ugratmada sosyalist rejimin üstünlügünü kullandik ve Güney cephesi için cephe gerisinin ödevlerini yerine getirdik. Bu bir diger dogru ve yaratici politikaydi.
Güney Vietnam'in kurtarilmis bölgelerinde, Ulusal Kurtulus Cephesinin ve Geçici Devrimci Hükümetin önderligi altinda, halkimiz kahramanca mücadele ediyor, devrimin kazanimlarini zorla geri aliyor ve koruyor, yeni bir yasami kurarken düsmanla savasiyor ve halkimiza politik, ekonomik ve kültürel tüm alanlarin sahibi olma hakkini sagliyor.
Bu ölçüler, halkin gücünü kuvvetlendiren, isçi-köylü ittifakini saglamlastiran (isçi sinifi ile emekçi köylüleri ulusal-demokratik devrimde, isçi sinifi ile köylüleri --co-operator peasants- sosyalist devrimde), halkin iktidarini güçlendiren, ulusal birlesik cepheyi saglamlastiran, halkimizin silahli güçlerinin savas yetenegini yükselten, partimizin önderligini saglamlastiran ve güçlendiren güçlü bir politik ve ekonomik temel yaratti.
Direnis savasinin siddetlendirilmesi ile devrimci görevlerin asama asama gerçeklestirilmesinin birlestirilmesi demek, ayni zamanda cephenin güçlendirilmesi ile cephe gerisinin saglamlastirilmasinin birlestirilmesi, düsmana karsi mücadele etmekle dövüsürken daha güçlenerek büyümek için kendi güçlerimizin yaratilmasi ve gelistirilmesinin birlestirilmesi demektir.
Savas boyunca devrimci görevlerin asama asama gerçeklestirilmesi, keza yiginlarin politik-moral gücünün beslenmesi ve tamamiyle ortaya konulmasi, Vietnam devrimci kahramanliginin yükseltilmesi, ve onun yeni üretim biçimi ile, halkimizin sahibi oldugu yeni sosyal rejim ile bütünlestirilmesi için temel bir ölçüdür.
3 - Parti önderliginin örgütlenmesinin yukardan asagiya, halkin silahli güçlerinde ve diger kitle örgütlenmelerinde, silahli mücadelede ve politik, ekonomik ve kültürel mücadelede kurulmasi ve güçlendirilmesi. Savasta, çok yönlü, merkezilesmis ve birlesmis bir parti önderligi saglamak.
Partinin önderligi zaferin zorunlu bir faktörüdür; bu bir bütün olarak savas için geçerli ve zorunlu oldugu kadar her bölge ve mücadelenin her durumu için de geçerlidir. Devrimci savasimizda, mevcut tüm yöntemleri kullanarak, devrimci siddetin genel gücü ile düsmani nerede bulursak orada savasiyor, ve ayni zamanda hem savasmayi hem insayi gerçeklestiriyoruz. Bu, uzun süreli direnis savasinin, nerede kitle mücadelesi varsa orada kapsamli, merkezilesmis ve birlesmis parti önderligi olmalidir ilkesini gerçeklestirmek için neden partimizin önderligini yukaridan asagiya, halkin silahli güçlerinde ve tüm diger güçlerde, askeri cephede ve tüm diger cephelerde yaratmasi ve mükemmelen icra etmesi gerektigini açiklar.
Partimiz, önderliginin örgütlenmesini Merkez Komiteden baslayarak degisik harekât alanlarinin, bölgelerin, mevkilerin ve köylerin komitelerine kadar kurdu ve saglamlastirdi. Düzenli orduda parti örgütlenmesi Merkezi Askeri Komiteden bölük hücrelerine kadar gider. Ayni zamanda, partimiz ordudaki parti örgütlenmesi ile bölgelerdeki parti örgütlenmesi arasindaki iliskiyi, onun tüm güçler, tüm alanlar, her bölge ve tüm ülke üzerindeki merkezilesmis ve birlesmis önderligini saglayan iliskiyi tespit etti.
Kirsal kesimde, köy, parti örgütlenmesi ve onun kurmayi olan parti komitesi ile halk savasinda temel birimdir. Amerikan saldirisina karsi bugünkü mücadelede Fransiz sömürgecilerine karsi verilen direnis savasinda oldugu gibi, her köyü bir kale ve her parti hücresini halk savasinin bir kurmayi yapmayi basardik. Bir taraftan, köyde parti örgütlenmesi halki, savunma çalismalarini kurmaya, gerilla savasini ve politik mücadeleyi yogunlastirmaya, yöre sakinlerini korumaya, devrimci iktidari kurmaya ve korumaya, bölgesel askeri eylemlerle düzenli ordunun eylemlerini koordine etmeye yöneltir; diger taraftan halki üretimi gelistirmeye, yeni bir yasam kurmaya, geri üsleri saglamlastirmaya, cepheyi insangücü ve malzeme kaynaklarinda desteklemeye yöneltir. Partinin Merkez Komite tarafindan tespit edilen politik çizgisi ve tüm somut önlemleri köyde uygulamasini bulur. Partinin saglam ve dinamik temel örgütlenmesi olmaksizin, saldirgana karsi güçlü ve sürekli bir direnis hareketi mümkün degildir.
Halk savasini muzaffer bir sonuca götürmek için partinin her seviyedeki önderligi çok yönlü olmalidir.
Tüm olanlari, özellikle askeri mücadele, politik mücadele ve düsman askerleri arasindaki ajitasyon çalismasini, halkin ülkenin hakimi olma hakkinin saglamlastirilmasi ile askeri, politik ve ekonomik güçlerimizin kurulmasini kapsamalidir. Uzun süreli savaslar partimizin örgütsel kapasitesini artirmaktadir. Partinin her seviyedeki örgütlenmesi, mücadelenin çok çesitli görevleri ve ulusal insada somut rehberlik yaparak ve halk savasinda çok yönlü, merkezilesmis ve birlesmis bir parti önderligi gerçeklestirerek bu toprakta birçok deneyim kazandi. Tüm bunlar halk savasina her bölgede en büyük etkinligi ve gücü verdi.
Agustos Devriminden beri partimiz iktidari elinde tutuyor. Partimizin önderligi altinda politik iktidar, kendisi ve halk için, halk savasini örgütlemek ve sürdürmede en önemli araçtir. Partimiz, halkin silahli güçleri, halk iktidari, ulusal birlesik cephe üzerinde her seviyedeki önderligini durmaksizin güçlendiriyor ve onlarin rolünü ve eylemlerini tamamiyle ortaya koyuyor. Sadece böyle yapmak suretiyle, saldirganla savasmak için tüm halkin güçlerinin genel seferberligini tüm ulusun seferberligini saglayabiliriz.
Savas sirasinda önderligini güçlendirmek için parti, kadrolarini ve üyelerini egitmeli ve, gelistirmeli, hücrelerini saglamlastirmali ve çalismalarini düzenli olarak ilerletmelidir.
Kadrolar ve üyeler partinin politik çizgisini ve partinin tespit ettigi somut ilkeleri yaymali, ve yiginlari bunlari anlamalari ve uygulamalari için egitmeli ve örgütlemelidir. Bu nedenle onlarin egitimleri ve takviyeleri savas esnasinda partinin bölünmez önderligini saglamada anahtar bir sorun ve partinin insasinda temel bir görevdir. Savas boyunca önderligin gereksinmelerini karsilayacak kapasitede yeterli bir vasifli kadrolar gövdesine sahip olmak zorundayiz. Partinin önderligini heryerde güçlendirmek ve tüm cephelerde yiginlara rehberlik etmek için parti üyeligini etkin bir sekilde genisletmeliyiz.
Parti kadrolarinin ve üyelerinin egitiminde ve beslenmesinde zorunlu görev, onlarin sinif ruhlarini ve öncü karakterlerini yükseltmektir. Herseyden önce, onlar kesin olarak isçi sinifina bagli ve Marksizm-Leninizm, coskulu yurtseverlik, tam bir devrimci ruh, dövüsmeye sarsilmaz bir istek ile dolu ve ulusal kurtulus ve komünist ideal için kendilerini feda etmeye hazir olmalidirlar; onlar daima sinif mücadelesinin ve ulusal kurtulus mücadelesinin ön saflarinda olmalidirlar.
Geçen onyillarin siddetli mücadelesi kanitlamistir ki, parti kadrolari ve üyeleri her sart altinda kahramanca mücadele ettiler ve halkin derin sevgisini ve büyük güvenini kazandilar. Bir çogu bagimsizlik ve vatanin özgürlügü, sosyalizm ve partinin ve halkin devrimci davasi için hayatlarini feda ettiler. Bu partimiz için büyük bir kivanç ve onurdur.
Görevlerini yerine getirmek için, parti kadrolari ve üyeleri yiginlara dövüste ve halk savasinin diger alanlarinda önderlik etme yeteneginde olmalidirlar. Askeri egitim, ordudakiler ve diger kesimlerdekiler de dahil parti kadrolari ve üyeleri için acil bir sorun haline geliyor. Silahli ayaklanmanin hazirlanmasi döneminde, Merkez Komite Parti kadrolarini ve üyelerini askeri egitimini izlemeye çagirdi. Fransiz sömürgecilerine karsi verilen direnis savasi en zor ve en güç asamasina girdiginde, 1951'de toplanan Ikinci Parti Kongresi tüm partide askeri egitimi ilerletmeye ve tüm kollari direnis savasina hizmet etmeleri için harekete geçirmeye karar verdi. Amerikan saldirisina karsi bugünkü savasta, parti kadrolari ve üyeleri silahli mücadelede, haberlesme ve ulasimda ve azgin bir savas kosullarindaki ekonomik, kültürel ve saglik gelismelerinin degisik alanlarinda hizla olgunlastilar ve birçok deneyim kazandilar.
Uzun süreli bir savasta egitilen bu parti kadrolari ve üyeleri gövdesi partimiz için direnisi zafere ve devrimi daha ileriye götüren çok degerli bir varligi olustururlar.
Partinin temel örgütlenmesi olan hücre yiginlarla sikica baglidir. Ayni zamanda parti ile halk arasindaki baglanti ve sebatla devam edeli devrimci savasta taban seviyesinde, amansiz bir savasta her zaman ve her cephede yiginlarin önderidir. Hücrelerin etkinliklerini artirmak, orduda ve bölgelerde, kirsal kesimde ve kentlerde, cephede ve geri bölgelerde, en siddetli mücadelelerin meydana geldigi düsman isgali altindaki bölgelerde bile kuvvetli hücreler kurmaliyiz. Parti hücresi taban seviyesinde direnisin önde gelen nüvesidir. Güçlü, sadik ve yetkin parti hücreleri olmaksizin tüm cephelerde halk savasinin genis ve siddetli bir yükselisi olamaz. Her yörede, her ordu biriminde; hücre; çok yönlü, merkezilesmis ve birlesmis bir önderlik olusturarak, devamli olarak etkin liderlik göstermeli, her kosulda kararli olmali, savasa ve tüm diger etkinliklere rehberlik etmelidir.
Parti hücresini güçlendirmeli ve tüm alanlarda çalismasini ilerletmeli, üyelerinin egitimine ve üyeliginin genislemesine, komitesinin güçlenmesine ve önderliginin mükemmellesmesine büyük önem vermeliyiz. Basariyla dövüsmek ve tüm diger görevleri yerine getirmek için hücrenin saglamlastirilmasi görevi ile her yörede, her ordu biriminde önderligi almasi görevini birbirine baglamaliyiz. Hücre savas zamaninda önderlik görevini sürdürmeli ve bu isi yaparken kendini güçlendirmelidir. Geçen onyillardir partimiz tarafindan sürdürülen uzun süreli mücadele esnasinda, birçok ordu biriminde, tüm yörelerde, cephede ve tüm diger alanlarda, birçok cesur ve dinamik hücreler, gerçek çelikten kaleler, taban seviyesinde halk savasinin degerli öncü nüveleri ortaya çikti.
Deneyimlerinin rehberligiyle ve atesli devrimci duygularla canlanan halkimiz partiye kesin güven duymaktadir. Partimiz ve onun büyük önderi Ho Chi Minh'le çok gurur duymaktadirlar. Parti, çevresinde yakindan birlesen halk yiginlarina samimi bir sekilde baglidir. Sadece partimiz sinif çikarlarini Vietnam ulusunun çikarlari ile mantiklica birlestirebilir, sinif faktörü ile ulus faktörünü, gerçek yurtseverlik ile yüksek proleterya enternasyonalizmini ittifaka sokabilir, bin yillik parlak geleneklerimizi sürdürebilir ve halkimiz için parlak bir gelecek yolu açabilir. Sadece partimiz, emperyalist saldirganlari yenmek için ulusumuzun güçlerini en yüksek biçimde harekete geçirebilir ve dünya devriminden en büyük destegi saglayabilir. Halk ayaklanmasinin ve halk savasinin zaferini garantileyen zorunlu kosul partinin önderligini durmaksizin güçlendirmektir.
Hiçbir sey bagimsizlik ve özgürlükten daha degerli olamaz... !
Baskan Ho Chi Minh'in sanli bayragini yukarida tutalim ve Amerikan saldirganlarini tamamiyle yenmek için cesaretle ileri atilalim.
Birkaç onyil içinde, halkimiz, ulusumuz partinin önderligi altinda parlak zaferler kazardilar. Bagimsizlik ve özgürlük çagi, sosyalizm çagi basladi. Ho Chi Minh devri, ulusumuzun en parlak ve sanli dönemi dogdu.
Halkimizin kazandigi tüm zaferler partimizin kesin ve basiretli önderliginden, mantik ve muhakemeye dayanan politik ve askeri çizgisinden gelir. Onlar, partinin kurucusu, ögretmeni ve önderi, halkimizin silahli güçlerinin sevilen ve saygi duyulan babasi Ho Chi Mnh'in adi ile birlesir.
Baskan Ho Chi Minh isçi sinifimizin ve ulusumuzun büyük önderi, hayat verici bir stratejist, bir ulusal kahraman, çagimizdaki uluslararasi komünist hareketin ve ulusal-kurtulus hareketinin seçkin bir militanidir. O, proleterya enternasyonalizmi ile sikica birlesmis gerçek yurtseverligin yüksek bir sembolüdür. Marksizm-Leninizm, ülkemizin özel kosullarina uygulayan ilk komünist olarak, soylu bir bagimsizlik ruhu ile dolu cesur ve yaratici bir devrimci çizgi tespit etti ve halkimiza ilerleyen yolunda önderlik etti. Ulusal-demokratik devrim, sosyalist devrim, halk savasi ve uluslararasi iliskilerimiz için partimiz ve Baskanimiz Ho Chi Minh tarafindan koyulan devrimci çizgimizden iftihar ediyoruz. Bu çizgiyi izleyerek devrimci görevimizi yapmaya nihai zafere kadar devam edecegiz.
Baskan Ho Chi Minh, bastanbasa kahramanlik ve yilmazlikla dolu dört bin yillik tarihinde "Vietnam ulusunun en iyisinin sembolüdür"; o, keza, isçi sinifinin tam devrimci ruhunun sembolüdür. Bize, "bagimsizlik ve özgürlükten daha degerli hiçbir sey olmadigini" hatirlatti, biz de bagimsizligimizi kaybetmekten ve kölelige düsmektense herseyden fedakarlik etmeliyiz.
Yine Ho Chi Minh:
"Sadece sosyalizm ve komünizm dünyadaki ezilen halklari ve emekçileri kurtarabilir" [24*] dedi.
Bu ulusumuzun kurtulusu için verdigi uzun süreli mücadeleden dogan bir gerçek, çagimizin gerçegi, isçi sinifinin ulusal kurtulus mücadelesinin ve sosyalizme giden yolu açan mücadelenin gerçek lideri oldugu çagin gerçegidir. Bu ulusumuzun boyunegmez ruhunu, halkimizin sarsilmaz kararliligini gösterir. Baskan Ho Chi Minh tarafindan asilanan ideoloji halkimizi tüm deneylerin üstesinden gelmeye ve ne pahasina olursa olsun bagimsizligini ve özgürlügünü zorla ele geçirmeye yüreklendiren kuvvetli bir motive edici güçtür.
Baskan Ho Chi Minh bize;
"Halkimizin Amerikan saldirisina karsi mücadelesi daha fazla mesakkat ve fedakarliklara katlanmak zorunda kalsa bile, biz nihai zaferi kazanmaya mahkumuz. Bu bir kesinliktir." diyor.
Amerikan saldirisina karsi verilen mücadele, ulusumuzun en büyük direnis savasi, simdiki, çagda en devrimci güçlerle en gerici güçler arasindaki vahsi bir güç denemesidir. Halkimizin zaferi dünyanin devrimci güçlerinin ve ilerici halklarinin genel zaferidir. Nihai zafere kadar Amerikan saldirganlarina karsi savasmak bizim kutsal ulusal görevimiz ve yüce uluslararasi ödevimizdir.
Amerikan emperyalistleri agir çöküntülere katlaniyorlar ve kaçinilmaz yenilgiye dogru sürükleniyorlar. Buna ragmen, Güney Vietnam'da hâlâ saldirilarina ve uluslararasi jandarma rollerine devam ediyorlar. Nixon'un ofisinde verdigi beyanlar ve politikasi bu inatçiligi açiga çikartiyor. Savasi "Vietnamlilastirmak" suretiyle, Washington askeri çözümü ve güçlü pozisyonu, saglamayi gözlemeye devam ediyor. "Johnson'un savasi" "Nixon'un savasi" haline geliyor. Nixon yönetimi Vietnam'daki askeri macerasini daha derinlestiriyor. Bu, halkimiza, dünyanin devrimci ve barisçi güçlerine, ve ayni zamanda Amerikanin ilerici halkina karsi bir meydan okumadir.
Halkimiz Amerikan emperyalistleri tarafindan Güney Vietnam'da icra edilen Ngo Dinh Diem fasist rejimini destekleyen yeni-sömürgeci politikayi engelledi. Onlari "özel harp"te yendik. Keza "sinirli savaslarini" onlarin en artirilmis yüksek noktalarinda bozduk, simdi bir çökme ve basarisizlik asamasinda olan Amerikan emperyalistleri, nasil birliklerini küçük miktarlarda geri çekerek ve yenilenmis bir "özel harp"i eskisi gibi sürdürerek, saldirgan savaslarini uzatmak suretiyle kazanmayi umut edebilirler.
Amerikan saldirganlari halkimiza karsi çok büyük suçlar isliyorlar. Vahsi katliamlar, nice Ba Lang Ans ve Son Mys'ler, ülkemizin Güneyinde nice yeni Oradours ve Lidicesler! [25*] Onlar en barbar fasistler, 20.y.y.'in Hunlaridir.
Saldirganlara ve hainlere amansiz bir kin besleyen Güneyli yurttaslarimiz ve Güney Vietnam Cumhuriyeti Geçici Devrimci Hükümeti ve Ulusal Kurtulus Cephesinin önderligindeki Kurtulus Ordusu bagimsizlik ve özgürlügü kazanmak ve ülkemizin barisçi yeniden birlesmesine dogru ilerlemek için onlarin tüm savasçi tasarilarini bozmaya her zamankinden daha kararlidir.
Partimiz, ordumuz ve halkimiz içtikleri seref andini hayata geçirmeye, Baskan Ho Chi Minh'in kutsal anisina sadik kalmaya kararlidir: "Ulusal bagimsizlik bayragini daima yüksekte tutmak, Amerikan saldirganlarina karsi dövüsmek ve yenmek, Güneyi kurtarmak, Kuzeyi savunmak ve ülkeyi yeniden birlestirmek."[26*] Barisçi, birlesmis, bagimsiz, demokrat ve mamur bir Vietnam'in kurulusuna katkida bulunmak için Amerikan emperyalistlerine karsi savasmaya sonuna kadar devam edecekler.
Biz kazanacagiz!
Vo Nguyen Giap
Hanoi, Aralik 1969
Twitter Takip
7 Mayıs 2010 Cuma
Tacizci Müdür bu seferde Çorum’da
Çorum Valisi Mustafa Toprak, bir yatılı ilköğretim bölge okulunda (YİBO) bazı kız öğrencilere tacizde bulunulduğu iddiası üzerine adli ve idari yönden soruşturma başlatıldığını söyledi.
Toprak, tacizde bulunduğu ileri sürülen müdür başyardımcısının açığa alınacağını bildirdi.
Toprak, AA muhabirine yaptığı açıklamada, kentteki bir yatılı ilköğretim bölge okulunda eğitim gören bazı öğrenci velilerinin şikayeti üzerine konu hakkında adli ve idari soruşturma başlattıklarını söyledi.
Sekizinci sınıfta okuyan bazı kız öğrencilere tacizde bulunduğu öne sürülen Müdür Başyardımcısı B.Ş’nin (53), müdür başyardımcılığı unvanının alınarak, merkeze bağlı bir köye öğretmen olarak atandığını belirten Toprak, şunları söyledi:
”B.Ş. hakkında Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulunuldu. Ayrıca kendisine disiplin ve maaş kesim cezası da uygulandı. Açığa alınması konusunda da çalışma başlattık
Twitter Takip